Bilgi bilgi bilgi yeter diyorum ve bugün sizlere felsefi bir soru bırakmaya geliyorum!
Antik Yunan hikayelerinden birinde Zeus, insanlara ateşi verdikleri için Prometheus ve Epimetheus’u cezalandırmaya karar verir.
Prometheus’u kuşların her gün gelip ciğerlerini gagalayarak parçalayacağı bir dağa zincirler.
Epimetheus’un düğün gününde ise karısı Pandora’ya güzel bir kutu verir ama asla içine bakma izni olmadığını söyler. Pandora çok merak eder ve birkaç gün kutuyu açmadan dayanabilmeyi başarır. Birkaç gün sonra daha fazla karşı koyamaz ve sonunda bir gece kutuyu açar.
Kutunun içinden yedi kötü ruh çıkar: Nefret, Açgözlülük, Utanç, Sıkıntı, Tembellik, Sanrı ve Acı.
Pandora kutuyu kapatmayı denese de yedi kötü ruhun çıkıp dünyaya yayılmasını engelleyemez.
Kutudan bir ses yükselir ve Pandora’ya seslenir; yeniden açmasını söyler.
Pandora sesi dinler ve kutuyu açar.
Bu sefer de kutunun içinde bir ruh daha çıkar: Umut...
Bu hikayeyle beraber sizlere iki soru bırakmak isterim;
- Sizce Prometheus’un mu yoksa Epimetheus aracılığıyla Pandora’ya verilen ceza mı daha ağırdır?
- Çıkan sekiz ruhtan birini kutuya geri koyabilecek olsaydınız bu hangisi olurdu?
Felsefenin ve felsefi soruların en güzel yanı doğru cevabun olmayışıdır bana kalırsa.
Sorular, soruları doğurur. Sorular bize kendi ahlakımız, etiğimiz, insanlığımız, dünya görüşümüz ve doğrularımız hakkında düşünme fırsatı verir.
Cevaplarınızı forum kısmına heyecanla bekliyorum!
Epimetheus aracılığıyla Pandora’ya verdiği ceza daha ağır. Sanrıyı kutuya geri koymak isterim. Çünkü, inançla başa çıkamazsınız.