Oyun yazarı Samuel Beckett Paris’te bir hapishanenin karşısında ev tutar. Penceresinden duvarın ardını görebiliyordur. Hatta balkonundan ışık ve ayna kullanarak hücrelerdeki mahkumlarla konuşur.
Tam bu sıralarda, Didi ve Gogo adında, kirli elbiseler giyen ve ölü bir ağacın yanında duran iki adamın olduğu bir oyun yazar.
Oyun boyunca bu iki adam Godot isimli başka bir adamın gelmesini beklerler.
Didi ve Gogo ölü ağacın önünde dururken önce bir çocuk gelip Mr. Godot’nun bugün gelmeyeceğini ama yarın geleceğini söyler.
Güneş batar ve ikili beklemeye devam eder.
Ertesi gün olur ve ikili gün boyu beklemeye devam ederler. Akşam karanlığından hemen önce çocuk yine gelir ve Mr. Godot’nun bugün de gelemeyeceğini ama yarın mutlaka geleceğini söyler. Didi çocuğa bunu dün de söylediğini hatırlatır ama çocuk dün gelenin kendisi olmadığını, yanlarına gelenin kardeşi olduğunu iddia eder ve gider.
Gogo “Böyle devam edemem.” der.
“O senin fikrin.” diye karşılık verir Didi.
Zaman geçmek bilmez. Didi ile Gogo oyalanacak bir şeyler bulmaya çalışırlar. Hatta onları oyun boyunca birbirlerine yalvarırken görürüz: “Ne yapacağız şimdi? , “Ne yapıyoruz?” , “Beklerken ne yapmalıyız?”…
Bir sürü şey denerler bu süreçte. Bir noktada kavga ederek bile vakit doldurmaya çalışırlar.
Artık bir noktada daha fazla beklememeye ve gitmeye karar verirler ama sonra vazgeçir beklemeye devam ederler.
Didi ile Gogo, Godot’nun neye benzediğinden bile emin değillerdir. Neden onlarla buluşmak istediğini hatırlamaya çalışır; onu bile anımsayamaz hale gelirler.
Tek hatırlayabildikleri Godot’nun ‘pek de belli olmayan’ bir önerisi olduğu ve ‘hiçbir şey için söz veremeyeceğidir.’
Didi zaman geçirmek için fıkra anlatmaya başlar fakat en can alıcı yerlerinde işemesi gerekir çünkü çok zayıf bir prostatı vardır. Sonrasında Didi bir köpeğin ölümüyle alakalı bir şarkı söylemeye çalışır ama sözleri unutur.
Denedikleri her şey ya başarısız olup ters teper ya da çabucak etkisini yitirir.
Oyun böyle devam eder gider…
En sonunda ikili kendilerini asabilecekleri kadar sağlam olup olmadığını kontrol etmek için Gogo’nun kemerinin iki ucundan çekiştirmeye başlarlar. Kemer kopar ve ikisi de sendeler. Bu sırada Gogo’nun kemersiz kalan pantolonu düşüp bileklerine iner ve oyun biter.
Sizlere bırakacağım iki soru;
- Kendinizde ve hayatınızda Didi ve Gogo’nun hikayesiyle ortak hangi benzerlikleri buldunuz?
- Sizce Didi ve Gogo, Mr. Godot’yu nasıl beklemelilerdi?